“Uzaktan eğitim”, sesi uzaktan hoş gelir

 

Ancak yakınlaşınca, duyulan sesler o kadar da armonik olmayabiliyor. Lakin sesleri akort etmek de mümkün.

 

Gelişim

Kitlesel uzaktan eğitim, 1950‘lerden itibaren kitlelere, başta televizyon olmak üzere farklı kanallarla dünyada yaygınlaşarak erişilebilir hale gelmeye başladı (1). Başta erişkin eğitimi olmak üzere, üniversite, lise ve ortaokul düzeyinde uzaktan eğitim kimileri için bir kurtarıcı, kimileri için şüphe unsuru oldu. Neticede, artan eğitim maliyetleri ve klasik eğitimin esneklik gösteremeyen yapısı sebebi ile yaygınlaşarak devam edecek (2), bize düşen, konuyu eğrisive doğrusuyla tartışmak.

Pedagojik yaklaşımlar

Özellikle erişkin eğitimi konusunda akademik çalışmalar çocuk eğitim pedagojisinin aksine, çok fazla değil. Oysaki uzaktan eğitimin birincil hedef kitlesi, farklı yer, zaman koşulları sebebi ile erişkinler olmuştur (3).

Uzaktan eğitimin ilk emeklemeleri, yerleşik okul eğitiminin bilgi işleme modeli üzerine örneklendirerek, aynı modelin uzaktan sağlanmasına dayandırılmıştır. Bu modelde, öğretmen bir soyut konsepti, somut imgelerle görüntülemeye çalışması, öğrencinin de bu imgeleri, kendi ortamı, bilgisi ve yaşanmışlıkları ile yeniden oluşturmasına, kendisi için yaratmasına dayanır. Çok basitçe ve basit olması sebebi ile hatalar içermekle beraber şu şekilde özetleyebiliriz: öğretmen (kendisine göre) anlatır – öğrenci (ne aldıysa kendisine göre) alır (4).

Yapısalcılık temelli modeldeyse, öğrenci, öğrenilecek konu üzerinde kendisi bizzat aktif birey olarak, kavramı yapılandırır. Öğrenim süreci içinde, problemin sadece çözümünü değil, problemin kendisini de şekillendirir. Öğrenim sürecini, duyuları ve süreç anlamlı kıldığı sürece, sosyal bir iletişimle de destekler. Bu şekilde bir eğitimin tasarımı, öğreticiyi çok daha yönlü, karmaşık, farklı iletişim kanallarını deneyen, deneme yanılma ve sürekli çalışmaya itmesi sebebiyle, zorlar. Bu sebepten dolayı kurum, araçlar öğreticiyi desteklemiyorsa, öğrenci açısından daha kalıcı bir öğrenim sağlamakla beraber, salt öğretici açısından sürdürülmesi zor bir eğitim modelidir (10).

Uzaktan eğitim tarafındaki başarısızlıkların çoğunun temelinde, bilgi işlemeye dayalı eğitimden, yapısalcı eğitime geçilememesi yatmaktadır.

Uzaktan eğitimin sorunları

Akademik olsun (5, 6), olmasın, pek çok makaleye göz atıldığında, uzaktan eğitimle ilgili sorunlar şu 4 ana başlığa toplanmakta:

  • Yalnızlık
  • Destek bulmada sorun
  • Disiplin
  • Teknoloji

Bilgi işlemeye dayalı eğitimin, kolaycılığı haricindeki tüm eksiklerine rağmen, sınıf içinde gerçekleşmesi durumunda, yalnızlık ve destek bulmama sorunlarının giderilmesinde önemli katkıları mevcut:
Öğrencinin gerektiğinde anlık olarak paylaşabileceği sorununu iletişim kurabileceği ortamı yakalayabilmesi, özellikle sonraki basamakları üzerine inşa edeceği kavramlar konusunda testi kırılmadan destek sağlayabilmekte. Sınıf içindeki eğitim sürecinde, öğrencinin sorularını belli bir biçim, sıra gözetmeden aktarabilmesi, kendi içinde daha oluşturamadığı bilgi ile oluşmayan kavramların hangi yönlerinin eksik olduğunu, öğreticiye anlaması için bir fırsat da sunmaktadır (4).

Özetle, sorunun soruluş şekil ve anından, öğrencinin neyi eksik algıladığının farkına varması için öğreticiye yön gösterebilmektedir. Ancak klasik uzaktan eğitimde, bunun gerçekleşmesi için ne iletişim kanalı, ne de süreç uygun değildir. Öte yandan öğrencinin, akran desteği ile, sınıf içinde ya da ders dışı süreçte aralarında sosyalleşebilmesi, öğrencinin konuya odağının yoğunlaşması ve “topluluğun bir parçası olma” hissi ile eğitim sürecine bağlılığı artırmaktadır.

Öğrencinin zaman planlama, öncelik belirleme, hatırlama konusunda, sınıf içi eğitimde sürekli alabileceği geri bildirim, uzaktan eğitimde, anımsatma dışındaki unsurlarda bağlam içinde yer almamaktadır. Örneğin, makroekonomi dersini çalışan öğrencinin, konunun kendisi dışında, nasıl öğreneceği, zaman planlamasını nasıl yapılacağı konusunda koçluk desteği yüz yüze eğitimde öğretmen tarafından verilebilirken, öğrenci benzeri bir desteği uzaktan eğitimden bulamamaktadır. Zira klasik uzaktan eğitimde, bu konular makroekonomi dersinin akışı içinde değil, ayrı bir beceri olarak anlatılmakta, iki konunun, öğrenme becerisinin makroekonomi dersi içinde birleştirilmesi, öğrenciye bırakılmaktadır.

Öğrenci, bu tür bir öğrenim koçluğunu farklı bir kanaldan alabilir. Ancak öğrenimin geçişliliği (bir becerinin, bir bağlamdan diğerine aktarılması) tüm akademik çalışmalarda da ele alındığı üzere gerçekleşmesi güç bir konudur (3).

Uygulamada dikkat edilecekler:

Yukarıda dikkatinizi çektiyse, aslında sınıf eğitiminin, yapısalcı olmasını engelleyen bir durum yok. Ancak geleneksel bilgi işlemeye dayalı eğitimin verilme şekli ile yoğrulmuş öğretmen, ölçme değerlendirme sistemi, yönetici, veli ve hatta kanun koyucu, alışılagelmişin dışında bir eğitime geçiş konusunda farklı tereddütleri barındırmakta, bu eğitim sistemi ile 4-5 sene yoğrulmuş öğrenci, yapısalcı eğitimde bocalamakta, üniversite ve yetişkin eğitimde iyice paralize olmaktadır. Mezun olan öğrencilerin bir kısmı, öğretmen, yönetici ve veli olmakta, çark devam etmektedir.

Oysa zaman, mekan ve erişiminin kolaylığı sebebi ile uzaktan eğitim, tüm kısıtlarına karşı tercih edilen bir seçenek olarak gördüğü ilgiyi günden güne arttırmaktadır (4, 8). Çeşit konusunda da seçenekler, sınıf eğitiminin çok önüne geçmektedir. EdX'te, tarihten bilgisayara kadar 12 üniversitenin kaynaklarında size uygun bir hoca/eğitim bulamıyorsanız, Çin’deki bir açık üniversiteye başvurabilirsiniz mesela.

Ortalama her beş senede bir kariyerinde değişiklik arayan beyaz yakalı için (9), yaşam boyu eğitimin zorunlu hale geldiği durumda, tartışılması gereken uzaktan eğitimin gerekliliğini değil, karşılaşılan sorunların nasıl giderileceğidir.

Uzaktan eğitimin yapısalcı bir kuramla nasıl uygulanabileceği ile ilgili çeşitli uygulamalar var (7). Temel olarak sınıf içi yapısalcı eğitimden farklı olamasa da uzaktan eğitim için öğrenim tasarımı,

  • kullanılacak iletişim kanalları,
  • koçluk desteği, anımsatmalar,
  • ders içi deney gibi aktiviteler,
  • akran öğretimi,
  • başarı ve izleme kriterlerinin oluşturulması
  • süreç ye yönetimsel yapıların oluşturulması ve amaca uygun çalıştığının denetlenmesikonusunda, başlı başına bir uzmanlık alanı.

Pearson OPM , bu alanda saygıdeğer pek çok üniversiteye bu hizmeti sağlamakta. Yazının temel amacı, Pearson OPM'i tanıtmak olmadığı için, uzaktan eğitim tasarımı konusunda önemli birkaç noktaya dikkat çekmek isterim.

Genellikle öğretim kurumlarında şahit olduğum:

  • video bazlı, etkileşimin olmadığı yayınlarla bezenmiş,
  • öğreticinin, sınıf içinde anlatır gibi hazırladığı ders materyallerinin etkileşimiz bir ortamda kayıt altına alınarak sunulduğu,
  • öğrencinin öğrenme yolculuğu içinde destek bulmakta zorlandığı,
  • öğrenciye göre şekil değiştiremeyen standart çalışma ve değerlendirme sistemlerin varlığı,
  • öğrencilerin bir araya gelmediği, çevrimiçi bir ortamda da olsa, ortak bir topluluk olma hissinin yaratılmadığı.

Bütün bu konuların denenmiş, sonuçları sayılarla tartışılabilir çıkış yolları mevcut. Pearson olarak bu konudaki temel değer katkımız, bu tür sorunlarla yüzleşmiş, çözümünde katkıda bulunmuş bir kurum olarak deneyimlerimizi paylaşmak.

Okuyucuya önerim, bu konuları derinlemesine irdelemeden, öğrenci, öğretici, yönetici olarak da uzaktan eğitim denizine atlamamanız.

Kaynaklar

(1) History of Distance Education

(2) Global Lecture Hall: (Utsumi Rossman and Rosen, 1990)

(3) The Adult Learner: A Neglected Species (Knowles, Malcolm)

(4) Issues in Distance Learning (Sherrly L, 1996, International Journal of Educational Telecommunications)

(5) Problems and solutions for distance learning

(6) Quality Issues of Online Distance Learning (Procedia - Social and Behavioral Sciences Volume 237, 21 February 2017)

(7) The National Center for Academic Transformation

(8) Babson Study: Distance Education Enrollment Growth Continues

(9) The Future of Skills

(10) An Avalanche is Coming: Higher Education and the Revolution Ahead (Rizvi, Saad; Donnelly, Katelyn; Barber, Michael, 2015)

* Yazılış tarzının aksine, bu bir akademik olma amacı ile hazırlanmış bir makale değildir. Lakin çok miktarda kaynak kullanılarak mümkün olduğunca bilimsel deneyimlere dayandırılmıştır.