İş İngilizcesi Neden Bu Kadar Önemli?

is-ingilizcesi-toplanti

Günümüzde iş hayatında yer alabilmek için İngilizce’nin ne kadar önemli olduğu tartışılmaz bir halegeldi. Hepimiz çalışmalarımızın belirli kısımlarında İngilizce’yi kullanıyoruz. Acaba ne kadar verimlikullanabiliyoruz? Ayrıca İngilizce öğrenme konusu neden bu kadar önemli?

Öncelikle İngilizce’ye hâkim olmak, küreselleşen dünyada iletişim kurabilmemizi sağlıyor. Biraz daha geniş bir pencereden bakacak olursak, iletişim kurabilmek 21. Yüzyılın en temel istihdam becerilerinden. Bu beceriyi gösterebilmek iş hayatında var olabilmek ve yükselmek için çok kritik. Global düzeyde, yöneticilerin %83’ü iletişim eksikliklerinin ciddi iş hatalarına yol açtığını söylüyor. Bir makinanın çalışma koşulları, teknik şartnamenin detayları veya projenin akış planı… Tüm bunları anlamak, gerekli iletişimi kurabilmek ve sonuca gitmek için İngilizce becerileri ön plana çıkıyor.

Yukarıdaki veriler, İngilizce öğrenme ile ilgili üzerimizdeki baskıyı biraz daha artırıyor. Bununla beraber, ana dili İngilizce olmayan çalışanların sadece %7’si mevcut İngilizce düzeylerinin iş yeri için yeterli olduğunu söylüyor. Bu oranın yükselmesi çalışanların özgüvenini ve işe bağlılıklarını da yükseltecektir. Ne de olsa İngilizce sadece iş yaşamı için değil günlük hayatın akışı için de son derece önemli.

İletişim kurmak kadar öne çıkan bir diğer beceri de takım içinde çalışabilmek. İşlerin ve ilişkilerin giderek karmaşıklaştığı dünyamızda, iş hayatına ilişkin sorunlara çözüm üretmek için çok iyi ekip oyunları kurmak gerekiyor. Ekip içerisindeki uyum, yenilikçiliği, girişimciliği ve yaratıcılığı da destekliyor. Tüm bunları yerine getirebilmek için iyi düzeyde İngilizce bilmek ve kullanabilmek ise olmazsa olmaz. Uluslararası projeler, “start-up”lar, yatırımcı görüşmeleri için hazırlıklar, vb. aktivitelerde aktif rol alabilmek için İngilizce ön şart haline geldi.

Şu ana kadar bahsedilen konular gösteriyor ki işyerinde İngilizce kullanımının iyi düzeyde olması iletişim ve takım oyunculuğu gibi becerileri güçlendirirken kişinin üzerindeki “İngilizce bilmeme” baskısını da ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla, çalışanların verimliliği de artıyor ve şirkete olan katma değerleri de yükseliyor. İngilizce dil becerilerinin yükselmesi ile artan ürün ve hizmet kalitesi, müşteri memnuniyeti ve bağlılığını da yükseltiyor. Çalışma dünyasının anahtar kelimelerine geldik: verimlilik ve müşteri memnuniyeti. Bu perspektiften bakıldığında, İngilizce’yi etkin bir şekilde kullanmak, çalışanların aranan kişiler haline gelmesini sağlıyor ve istihdam edilebilirliklerini güçlendiriyor. Böylece bir sonraki adım olan terfi noktasına gelebiliyoruz. Çalışanların %93’ü, terfi etmelerinde İngilizce dil becerilerinin önemli rol oynadığını ifade ediyorlar. İş hayatında kalıcı olmak ve yükselebilmek için İngilizce’nin ne kadar değerli olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oluyor.

İş hayatının zorlukları ile mücadele ederken dil öğrenimi nasıl gerçekleşecek? Çok önemli bir diğersoru da bu. Dünyadaki trendlere baktığımız zaman üç temel unsurun öne çıktığını görüyoruz:

  1. Dil öğreniminin kişiselleştirilmiş olması (yani Mr. & Mrs. Brown yerine çalışanların işleri ve yaşamları ile alakalı içeriklerin yer alması).
  2. İçeriklerin düzenli olarak güncellenmesi ve günlük hayatta kullanılabilir olması
  3. Mikro öğrenme: derslerin / konuların sürelerinin maksimum 15 dakika ile sınırlanması ve hızlı geri bildirim vermesi.

Bu unsurların da bir arada dijital ve online öğrenme platformlarında sağlanması isteniyor. Dolayısıyla öğrenme yolculuğunun kişiye özgü, hızlı ve mobil olması gerekiyor. Bu kapsamda seçilecek öğrenme araçlarının zengin ve kişiselleştirilmiş içerik sunabilmesi ve öğrenme deneyimini “unutulmaz” kılması gerekiyor.