Çocuklarda Pozitif Disiplin

Pozitif disiplin ve sınır koyma, günümüz ebeveynlerinin kafalarını karıştıran bir konu olmaya devam ediyor. Bazı ebeveynler çocuklarını kendi çocukluk dönemleriyle kıyaslayıp, kendilerini ve öğretmenlerini dinlemediklerini düşünerek hüsrana uğruyorlar ve bu konuda sık sık çatışıyorlar.

Bazı ebeveynler ise günümüz çocuklarının mahalle kültüründen yoksun yetiştikleri ve yeterince sosyalleşemedikleri için evde özgür olmaları gerektiğini savunuyorlar. Birçok eğitimci de bu konuda ikilem yaşamaya devam ediyor. Fakat bu iki uç nokta aslında çocuğun hayatını daha da zorlaştırıyor.

Çocuklar, yaşadıkları ortamın kurallarını anlamak isterler. Kendilerinden ne beklendiğini, kontrolün kimde olduğunu, ne kadar ileri gidebileceklerini ve fazla ileri gittiklerinde neler olacağını bilmek isterler. Kuralları, ne yapıp yapamayacağını bilen çocuk sınırları zorlamaya gerek duymaz ve kaygı düzeyi azalır. Pozitif disiplin anlayışıyla, çocuğun ihtiyaçlarına uygun koyulan kurallar, aslında çocuğun hayatını kolaylaştırır. Ancak çoğumuz için “disiplin” kavramı birçok olumsuzlukla bağdaştırılmıştır. Disiplini itaat, emir vermek, ceza, dayak, sertlik, kontrol gibi kavramlarla eşdeğer görürüz. Çocuklarımıza pozitif disiplin anlayışıyla sınır koymak için, ilk olarak zihnimizdeki disiplin algısını değiştirmemiz gerekir.

Disiplin aslında öğrenmek anlamına gelir. Ancak birçoğumuz geleneksel/otoriter tutumlarla büyüdüğümüzden, disiplin algımız genellikle olumsuzdur.

Ebeveynlikte Üç Temel Yaklaşım

1. Geleneksel/Otoriter Tutum: Bu tutum kısaca katılık ve aşırı kontrolcülük olarak özetlenebilir. Bu tutumda,

- Çocuğa seçim hakkı tanınmaz,

- Karar alırken çocuğa sorular sorulmaz,

- Şefkat yoktur,

- Emir ve itaat vardır,

- Ebeveyn-çocuk ilişkisi önemsenmez,

- “Bunu yapacaksın çünkü ben böyle istiyorum, yapmazsan cezalandırılırsın” düşüncesi hakimdir. 

2. Müsamahakâr/Sınırsız Tutum: Kurallar, sınırlar yoktur. Ebeveynler ya ilgisizdir ya da yukarıda belirtildiği gibi çocuklarının özgür olmaları gerektiğini savunurlar. Çocukların ilerde kendi kurallarını koyabileceklerini düşünürler. Bu tutumda,

- Düzensizlik,

- Kontrolsüzlük,

- Sınırsız seçim hakkı hakimdir. Çocuklar genellikle nerede ne yapacaklarını bilemezler. 

3. Demokratik Tutum: Pozitif disiplin burada yer alır. Bu tutumda,

- Hem özgürlük hem düzen,

- Sınırlı seçim hakkı,

- Çocuğa ve diğer bireylere saygı gösteren sınırlar içinde seçim yapma,

- Sorunların çözümüne çocuğu da dahil etme,

- Yanlışlar karşısında tatlı sert bir tutum hakimdir.

Pozitif Disiplin Nedir?

Pozitif disiplin Dr. Jane Nelsen tarafından geliştirilmiştir. Temelleri Alfred Adler ve Rudolf Dreikurs’un çalışmalarıyla atılmıştır.

Pozitif disiplin,

-       Ceza içermeyen,

-       Beyin gelişimini destekleyen,

-       Ebeveyn-çocuk ilişkisine odaklanan,

-       Saygıyı koruduğumuz,

-       Koşulsuz sevginin ön planda olduğu,

-       Çocuğun özsaygısını zedelemeyen,

-       Özgüvene katkı sağlayan,

-       Problem çözme becerilerini geliştiren,

-       Çocuklara olumlu değerleri aşılayan (merhamet, hoşgörü, saygı, özgüven),

-       Sorumluluk bilinci aşılayan,

-       Destekleyici,

-       Övgü içermeyen,

-       Cesaretlendiren,

-       Aidiyat içeren,

-       İş birliğine teşvik eden,

-       Otokontrolü destekleyen,

-       Diğer insanların sınırlarına saygı göstermeyi öğreten,

-       İçsel motivasyonu geliştiren,

-       Kalıcı bir öğretim sistemidir.

Pozitif Disiplin ve Ceza

Pozitif disiplin sisteminde cezalara yer yoktur. Cezalar, kalıcı bir davranış değişikliğine destek olmadığı gibi kalıcı da değildir. Ceza,

-       İçerleme: “Bu hiç adil değil, yetişkinlere güvenemem”

-       İntikam: “Söylediklerini yaptım ama bunu onlara ödeteceğim”

-       İsyan: “Söylediklerinin tam tersini yapacağım”

-       İçine kapanıklık

-       Yalana teşvik

-       Öz saygıda zedelenme gibi olumsuz durumlara yol açar.

Etkili Disiplinin Dört Kriteri

Etkili disiplinde olmazsa olmaz dört kriter vardır.

-       Tatlı sert bir tutum mu sergileniyor? (Saygılı fakat teşvik edici)

-       Çocukların aidiyet ve önemli hissetmelerine destek oluyor mu? (Bağlantı)

-       Uzun vadede etkili mi? (Ceza yöntemi kalıcı değildir)

-       Karakter oluşumu için değerli sosyal ve yaşamsal beceriler öğretiyor mu? (Saygı, başkalarına değer verme, sorun çözme, katkı, iş birliği)

Pozitif Mola Yöntemi

Pozitif mola yöntemi, bilinenin aksine çocuğun yanlış bir davranışı sonucunda sınıfta tek ayak üzerinde beklediği veya “çabuk odana” söylemiyle ortamdan uzaklaştırılıp yalnız bırakıldığı bir yöntem değildir. Pozitif mola, çocukların daha iyi hissetmesine (böylece mantıklı düşünmelerine) yardımcı olmak için uygulanan bir yöntemdir. Çocuklar bu esnada bedel ödemezler. Aksine, sakinleşmeyi öğrenirler. Pozitif mola yöntemine sakinleşme köşesi de denilebilir.

Bu yöntemi uygulamaya başlamadan önce çocuğa anlatmak önemlidir. En mükemmeli ise ebeveynlerin bizzat uygulamasıdır. Ebeveynler yatak odalarının bir çekmecesine en sevdikleri dergiyi koyabilir, birkaç dakikalığına burada kendilerini toparlayabilirler. Pozitif molanın bir ceza yöntemi olmadığı çocuğa açıklanmalıdır. Sakinleşme köşesinin ona iyi gelip gelmeyeceğini sormak, isterse ona katılabileceğinizi söylemek olumlu algı oluşturmak adına  önemlidir. Çocuk buraya gitmek istemezse, “O halde ben gideyim” diyebilirsiniz. Bu sayede çocuklar bu yöntemin olumsuz olmadığını algılarlar. Çocuk sakinleştikten sonra çözüm üzerine konuşabilirsiniz.

Çocuklar, odalarının bir köşesini sakinleşme köşesi olarak kullanabilirler. Bir çadırın içi pozitif mola için mükemmel bir ortam olabilir. Bu alanı çocuklar kendileri seçmelidir. Sakinleşme köşesinin içinde çocukların vakit geçirmeyi sevdiği objeler bulunmalıdır. Çocuğunuz eğer sizden destek istiyorsa sakinleşmelerine yardımcı olacak aktiviteler ise şöyle:

  • Oyun hamuru
  • Kinetik kum
  • Duygu kartları
  • Peluş
  • Baloncuk oyuncağı
  • Stres topları
  • Müzik
  • Minderler
  • Boya kalemleri
  • Balon
  • Rüzgar gülü
  • Battaniye
  • Dans, dart, oyun, enstrümandır.  Pozitif Disiplin Yöntemleri
  • Kural koymadan önce, kuralın çocuğa uygun olup olmadığından emin olun. Bu kuralı kendiniz için mi istiyorsunuz yoksa çocuğunuz için mi?
  • Kuralın gerekli olduğundan emin olduktan sonra, çocuğunuzun yaşına uygun, net kurallar koyduğunuzdan emin olun.
  • Ebeveynler çocuklarına karşı her zaman tutarlı olmalıdır. Bir kural konduysa anne ve babanın farklı düşünüyor olması çocuğun kafasını karıştırır ve bir ebeveynine karşı cephe almasına yol açabilir.
  • Sinirliyseniz ve kontrolden çıktıysanız öncelikle siz sakinleşmelisiniz. Kontrolden çıkmış bir ebeveyn çocuğunu sakinleştiremez.
  • Çocuğunuzu korkutmayın. Çocuklara kötü hissettirerek iyi şeyler öğretmek mümkün değildir.
  • Pozitif mola yöntemini kullanın. Bu yöntemi ebeveynler de kullanabilir.
  • Çocuğunuzu rencide etmeyin.
  • Kural koyarken “Annen baban çok üzülüyor” gibi ifadeler kullanmaktan kaçının.
  • Sınır koymaktan korkmayın, sınırlar çocuklar için gereklidir. Evde sınırları olmayan bir çocuk okulda ve diğer ortamlarda kuralları benimseyemez ve huzursuz olur.
  • Kural koyarken kararsız ve belirsiz davranmak kadar sert ve otoriter olmak da faydasızdır. Bu nedenle dengeli olmak gerekir.
  • Çocuklarınızı tanımak için zaman ayırın. Krizin geleceğini anladığınız an önlem almaya başlamak, krizin büyümesini engeller.
  • Hayır gerçekten “hayır” anlamına geldiğinde kullanın ve bunu mümkün olan en yumuşak biçimde söyleyin.
  • Sınır koymanız gerekiyor ve çocuğunuz direnmeye devam ediyorsa, çocuğunuzu anladığınızı gösterin. Örneğin “Parkta daha fazla oynamak istediğini biliyorum ama artık eve gitmemiz gerekiyor” diyebilirsiniz.
  • Çocuğunuza yeni bir aktivite/mekan konusunda önceden bilgi verin.
  • Çocuğunuzun problemlerini onun yerine çözmeyin. “Kardeşinle bu problemi çözmek için neler yapabilirsin?” “Şu anda sakinleşmen için ne yapabilirsin?”
  • Kurallar konusunda katı bir tutum içinde olduğunuzu fark ettiyseniz problemin kaynağı üzerine düşünebilirsiniz. “Bu durum beni neden bu kadar rahatsız ediyor?”
  • Çocuğunuz bir hata yaptığında yüzüne vurmayın, hatalarından ders almasını sağlayın. Sakinleştikten sonra “Bu olay sana ne öğretti, bir daha aynı şey olsa neyi farklı yapardın?” diye sorabilirsiniz.
  • Çocuğunuza mutlaka seçenekler sunun. Örneğin 2 yaş dönemindeki çocuğunuz sorduğunuz her soruya muhtemelen hayır diyecektir. “Köfte mi yemek istersin yoksa tavuk mu?” “Oyuncaklarını mı toplamak istersin kitaplarını mı?” gibi basit seçenekler sunarak çocuğu iş birliğine davet edebilirsiniz.
  • İletişim ve sorun çözme konusunda çocuğunuza her zaman model olun.
  • Katı ve sert bir tutum sergilediyseniz çocuğunuzdan özür dileyin.
  • Çocuğunuzu dinleyin. Sözlerine kulak verirseniz çocuğunuz da sizi dinleyecektir.
  • Çocuğunuzla düzenli olarak zaman geçirin. Ne kadar zaman geçirdiğinizden çok, o an yalnızca çocuğunuza odaklandığınızdan emin olun.
  • Çocuğunuzu eleştirmekten kaçının. Bunun yerine “Ne yapabilirdin?” sorusunu sorun.
  • Çocuğunuza günlük rutin oluşturun.
  • İyi niyet veya “kıyamamak” adı altında çocuğunuza hiç kural koymayarak ona iyilik yapmadığınızı bilmek önemlidir. Kuralların gerekli olduğundan eminseniz kriz anlarında kendinizi kötü hissetmeyin.
  • Çocuğunuzu uyutmadan önce mutlaka o gün üzerine konuşun.
  • Çocuğunuzla her gün sohbet edin. “Dersler nasıldı?” demek yerine “Günün nasıl geçti?” gibi açık uçlu sorular sorun ve siz de gününüzü anlatın.
  • Çocuğunuzun mutlaka yeterince hareket ettiğinden ve temiz hava aldığından emin olun. Hareket öğrenmenin temelini oluşturur.
  • “Gürültü yapma”, “Koşma” “Çabuk banyo yap”, “Okula geç kalıyorsun, kalk” demek yerine “Ses tonunu alçaltabilir misin?” “Hadi yavaş yürüyelim”, “Sence neden temizlenmen gerekiyor?” , “Okula geç kalmamak için ne yapabilirsin?” ifadelerini kullanın. Probleme değil çözüme odaklanmak her zaman daha etkili bir yöntemdir.
  • Çocuğunuzla bol bol fiziksel temas kurun.
  • Çocuklar oyun yoluyla öğrenirler. Çocuğunuzla yeteri kadar oyun oynadığınızdan emin olun.
  • Doğru bir şey yaptığı zaman “Çok zekisin” , “Mükemmel olmuş” ifadeleri yerine “Gerçekten çok çabaladın”, “Vay be! Bunu nasıl yaptın, hadi bana da göster” ifadelerini kullanın. Sonucu değil, çabayı övün.
  • Her zaman tutarlı olun.
  • Çocuğunuzun öfke nöbetlerini kişisel algılamayın. Çocuğunuza “inatçı”, “zor” gibi etiketlemeler kullanmayın. Çocuklar zor duygularını en rahatsız edici biçimde gösterirler.

Sınır koymak için aşamalar ise şöyle: 

- Açıklama yapmak – Bugün alışveriş merkezine gideceğiz, oraya gittiğimizde bir tane oyuncak seçebilirsin. Eğer orada ağlar, bağırırsan eve dönmek zorunda kalırız.

- Seçenek sunmak – Arabayı mı almak istersin yoksa robotu mu?

- Pozitif mola – Haydi biraz hava alalım.

- Hatırlatma yapmak – O oyuncağı istediğini biliyorum ama yalnızca bir tane alabilirsin. Ağlamaya devam edersen eve gitmek zorunda kalacağız.

- Sonuç – Eve gidilir, sakinleştikten sonra çocukla çözüm üzerine konuşulur ve çocuk öğrenene kadar davranış devam eder.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, ses tonunuzun ve beden dilinizin tatlı sert olmasıdır. Çocuğu korkutmamalı, aşağılamamalı ve kontrolü kaybetmemelisiniz. Çocuklara kendilerini kötü hissettirerek iyi şeyler öğretmek mümkün değildir. Bunu sağladığınızdan emin olun.

Uzm. Klinik Psikolog İlayda Akyıl

Çocuk ve ergenlerle çalışan İlayda Akyıl, lisans eğitimini Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, yüksek lisans eğitimini Klinik Psikoloji üzerine yapmıştır. Önleyici çalışmalar ve çocuklarda gelişimsel ve psikolojik problemlerin erken tespiti konusunda çalışmalar yaparak aynı zamanda ebeveynlere danışmanlık vermektedir.

Kaynaklar:

Pınar Mermer

Anne Baba Sihri – Hedvig Montgomery

Pozitif Disiplin – Dr. Jane Nelsen

Çocuğunuza Sınır Koyma 1 – Robert J. Mackenzie